Amaç ve Kapsam

Tarih boyunca insanlar hastalıkların tedavi yollarını aramış ve doğal olanın olanın zararsız olduğu inancı sonucunda hastalıklardan kurtulmada doğal yolların (bitkiler gibi) kullanılması konusunda büyük keşiflere yol açmıştır (Matara vd., 2021). Tıbbi bitkiler, insanın fizyolojik dengesini iyileştiren fitokimyasallardan oluşur ve bu iyileştirici özelliklerinin nesilden nesile aktarıldığı bilinmektedir (Owolabi vd., 2018). Son yıllarda geleneksel tıbbi bitkilerinn kullanımı büyük oranda arttığı ve dünya nüfusunun yaklaşık %80'inin temel tedavi yöntemi olarak bu sisteme güvendiği belirtilmiştir. Yaygın hastalıkların giderilmesinde tıbbi ve aromatik bitkilerin kullanımı; erişilebilirliği, etkinliği ve uygun fiyatı nedeniyle dünya çapında kabul görmektedir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü geleneksel tıbbın, kullanıcılarına iyi sonuçlar veren birinci sınıf bir sağlık sistemi olabileceğini kabul ettiği belirtilmiştir (Matara vd., 2021).

Tıbbi bitkilerin eski çağlardan beri astım, karın rahatsızlıkları, cilt hastalıkları, solunum ve idrar komplikasyonları, diyabeti obezite, kanser, karaciğer ve kalp-damar hastalıkları gibi çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir. Bitki savunma sistemi, sentetik ürünlerden elde edilenlerden daha etkili olabilecek farklı moleküler yapılara sahip çok sayıda bileşik üretmektedir. Çoğu zaman insanlar bitkileri, insan sağlığına zararlı olabilecek toksik potansiyellerini bilmeden çeşitli hastalıkları tedavi etmek için kullanırlar. Doğal ürünlerin kullanımındaki temel sorunlardan biri, bitkisel kökenli ürünlerin olumsuz reaksiyon ve toksik etkilerden arınmış olduğuna inanılmasıdır. Bu nedenle, fitoterapiyle ilişkili risklerin tanımlanmasıyla tıbbi bitkilerin akılcı kullanılması ve yeni ilaçların geliştirilmesine kadar bazı bileşiklerin izolasyonu için araştırmalara yön verilmesi açısından tıbbi bitkilerin farmakognozik, farmakolojik ve toksisitelerine ilişkin çalışmalar önemlidir (Bruck de Souza vd., 2020). Tıbbi bitkiler ilaçlara kıyasla düşük maliyet, etkinlik ve kültürel tercihler nedeniyle alternatif tıpta popülerliğini korumaktadır. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, yoksulluk ve modern tıbba erişim eksikliği nedeniyle, gelişmekte olan ülkelerdeki dünya nüfusun %65-80'i birincil sağlık hizmetleri için doğal ürünlere güvendiği rapor edilmiştir (Faydaoğlu & Sürücüoğlu, 2011). Tıbbi bitkiler, küresel pazarda 2002'de 23 milyar ABD dolarından 2008'de 83 milyar ABD dolarının üzerine çıkmıştır. Yapılan araştırmalarda, tıbbi bitkisel ürün pazarının 2030 yılında 550 milyar ABD dolara ulaşacağı öngörülmektedir (Singh vd., 2022). Bu büyümeyle parallel olarak Türkiye’de bu ticaret hacminden pay alabilemek adına son yıllarda tıbbi ve aromatik bitkilerin ticarete konu olması (ham drog, besin takviyeleri, bitkisel çay, kozmetik ve ilaç sanayi vb. alanlarda) hususunda gerekli çalışmaları başlatmıştır.  Bu bağlamda ülkemiz tarafından belirlenen stratejik kalkınma planlarında, tıbbi ve aromatik bitkilerden ülke ekonomisine katma değeri ve ihracat potansiyeli yüksek ürünler geliştirmeyi hedefleyen her türlü oluşumları desteklenmesi bulunmaktadır.

Türkiye’nin ekolojik çeşitliliği Akdeniz, İran-Turan ve Sibirya kuşaklarının kesişim noktasında olduğu için oldukça fazladır (Şekercioğlu vd., 2011). Bununla birlikte anadolu coğrafyası tıbbi aromatik bitki zenginliği açısından da önemli yere sahiptir. Ülkemiz, Avrupa kıtasında bulunan bitki türlerinin yaklaşık %75’ini içermektedir. (Tan, 2009). Doğal olanın zararsız olduğu düşüncesi ve sentetik ilaçların hastalıklara karşı yetersiz kalması sonucu insanlar geleneksel kullanılan bitkisel tedavilere yönelmiş olup, dünya çapında tıbbi bitkisel ürünlerde talebe neden olmuşlardır (Pakdemi̇rli̇, 2020). Bitkisel kaynaklı ürünlerin tüketimi, doğal içeriklerin çevre ve insana sentetik ürünlere kıyasla daha az zarar verebileceği düşüncesi nedeniyle son yıllarda arttığı saptanmıştır (Nadeeshani vd., 2022).

Tıbbi ve aromatik bitkilerin ticari anlamda artan önemi özellikle Avrupa, Çin ve ABD gibi gelişmiş ülkelerde bitkisel kökenli ham madde, gıda takviyesi, ilaç ve kozmetik sanayisini hızla gelişen sektörler arasına sokmasının yanı sıra bu konuda uzman insan gücüne ihtiyaçı ortaya çıkarmıştır (Ndhlovu vd., 2020). Ek olarak Türkiye’de son yıllarda sanayi ve ticaret hayatının ihtiyaç duyduğu konularda araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin yapılması ile bu alanlara uygun araştırıcı ve iş gücünün yetiştirilmesi gerekliliği dokuzuncu kalkınma planında vurgulanmaktadır (URL-1, 2023). Bu kapsamda eğitimlerin içerikleri incelendiğinde, tıbbi amaçla kullanılan bir bitkinin katma değeri yüksek ürüne dönüştürülmesinde izlenecek bilimsel yöntemleri uygulayacak genç akademisyenlerin, ilerleyen yıllarda literatüre katkı sunmasının yanı sıra tıbbi aromatik bitkiler alanında kalkınmada görev alacak uzman iş gücünü de sağlayacağı aşikardır. Etkinlik kapsamında gıda, ilaç ve kozmetik endüstrisinde ekonomik değeri gün geçtikçe artan Tıbbi-Aromatik Bitkilerin biyolojik, ekolojik, doğadan toplanarak teşhisi ve saklanması, kimyasal içerikleri ve analiz yöntemleri, kullanım alanları konularında bilimsel bir yaklaşım içerisinde ve güncel bilgiler ışığında kursiyerlerin bilgi düzeyinin arttırılması amaçlamaktadır.